Hemodiyaliz Suyu

Hemodiyaliz Suyu

Hemodiyaliz uygulamasının yeni başladığı senelerde hemodiyalizde kullanılan suyun arıtılmasının önemi yeterince anlaşılamadığı için hastalarda bakteri endotoksinleri, klorlu bileşikler, aşırı kalsiyum, magnezyum, flor, alüminyum gibi şehir şebeke suyunda her zaman küçük miktarlarda bulunabilecek maddelerin yarattığı ciddi zehirlenmeler görülmüştür. Bu maddelerin suda bulunmaları bu suları içen ve kullanan insanlarda görülebilir bir sorun yaratmayabilirken, hemodiyaliz hastalarında ciddi zehirlenme nedeni olmalarının sebebi kolayca anlaşılabilir; Son dönem böbrek hastalarında böbreklerin, toksinleri vücuttan uzaklaştırma fonksiyonlarının yerine getirilemiyor olması toksik maddelerin kolayca birikimine yol açmaktadır. Bununla birlikte normal bir insan haftada 10-15 litre su içerken bir hemodiyaliz hastası hemodiyaliz süresince dakikada 300-800 ml olmak üzere haftada 300-400 litre diyaliz solüsyonu ve içindeki su ile ve tabi ki bu kadar suyun kapsadığı her türlü toksik madde ile temasa geçer ve bu temas doğrudan doğruya kan düzeyinde olur, gastrointestinal sistem ve diğer duyu organlarının söz konusu toksinlere karşı kötü tat duyumu, bulantı, kusma gibi savunma mekanizmalarını kullanabilmelerine de olanak yoktur. Bu nedenle diyaliz suyu içme suyundan çok daha saf, zararlı maddelerden çok daha fazla arındırılmış olmak zorundadır.

Hemodiyaliz çözeltilerinin seyreltilmesinde kullanılan suların kontrolüne ilişkin geçerli mevzuat Avrupa Birliği Farmakopesinden esinlenmektedir. Buna göre; hemodiyaliz su kalitesinin kimyasal, mikrobiyolojik ve toksikolojik parametrelerinin farmakopedeki kriterlere uygunluğunun sağlanması gerekmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın 14.02.2012 tarih ve 28204 sayılı Diyaliz Merkezleri Hakkındaki Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri gereğince yayınladığı 28.10.2011 tarihli ve 44047 sayılı Su Arıtma Yönergesi, kamu ve özel diyaliz merkezleri ayırımı yapmadan tümünü kapsamaktadır.